Yarım Kalan Bir Şiirin Son Cümlesi

1.
ben bir intiharın gerçekleşmiş haliyim
yaltaklanıyorum gecelerce ölülere
bir düşünceden öte olamadan.

2.
soyut bir yelle kıpırdadığımız gece
ölüm bir düşünceden ibaretti
çünkü tanrılardı yaratan
ilk insanın yalnızlığını.
korku muyu bu, bir sancı mı yoksa?
oysa sancıyan yerlerinden yarattı insan
göz damarlarının duruluğunu.

3.
ölümdü ölümsüzleşen tek şey
poseidon’u gördük, oğlu arion’u
atları vardı, bembeyaz, kıpkızıl atları
yıldızlar gördü onları
yıldızlar yazgımızın tanığıdır.

4.
kimdi bu dünyada kalacak olan?
kahramanlık mıydı kalmak,

5.
sahte tebessümler alırdık suratımıza
sahte tebessümlerdi yüreğimize düşüren
ilk aşkları ve tanrıları.
çünkü muhtaç bırakırdı her zaman
oyun,
en büyük tehlikeydi.

6.
denizler yıldızların sancısıdır.
üzerimize vuran gece söyledi bunu.
poseidon’un denizleri,
hangi harita söylerdi sancıyacağını?
hangi denizci demir atardı bilseydi bunu?

7.
tanrıların ellerini tutuyorduk her birimiz.
insanoğlu dokundu tanrıya
yüce miydik, yoksa muhtaç mı?

8.
riyakardık, her ölümlü gibi
yıldızların kamçısıdır ışıklar
bir gece vaktiydi ölüşü
yarattığı denizde poseidon’un.
ölümleri gördük, tanrılar bile ölürmüş.
fakat inanmıyorduk soyut esen rüzgardan beri
çünkü şairdik,
yazgısıydık tanrının.

9.
tanrının bile bir kaderi vardır.
cennetten çıkma bir at gibi
koşan güneşten öğrendik bunu.
tanrı bir gün yenilir
çünkü ölümdür insanın tanrısı.

10.
kahramanlık mıydı burada kalmak?
bilemezdik hiç.

11.
neydi sarılan belleğimize?
deniz, yıldızlar, atlar?
hayır!
bir ayaklanmaydı öteye gidememiş.
rahmet diledik,
ölüme bir ulakmış gibi belleğimizden.

12.
ben bir intiharın akıldaki haliyim
utanmıyorum artık düşünmekten başka bir şeye
ve yıldızların,
gökyüzünün rüzgarları olduklarını iyi biliyorum.
ey poseidon,
ey atçıl tanrı,
ölümünü gördüm, kendi denizlerinde
yine de inanmadım.
yenildin, bir insanoğluna.
tanrılardı ölen gözlerimizin önünde
ama beni,
kuru bir öksürük inandırdı,
her şeyin öldüğüne.
ölümsüzleşen tek şey,
ölümdür.
yenildin insanoğlu, yenildin ey tanrı,
yarım kalmış bir şiirin
son cümlesine.

Reklamlar

Çocuklu

bir geceydi babam
annem bıldırcın yumurtası kırardı
bütün meyhane kokularının üzerine
elleriyle nar ayıklardı tren rayları için
babam geceden doğrulturdu yövmiyesini
meyhanelerde çocukları beslerdi
garson çocukları
ve eve girdiği zaman ben geceyi babam sanırdım
çünkü annem kararırdı her şeyin karşısında
kenevir kokularıyla dolan akşamlarımızda
bir umut belledim annemi
şiiri kattım göbek bağıma

tren yollarında bir parmaklıktı dünya
annem bana hep oralardan bakardı
son bakışında nar kokusuydu artık gözleri
ve bulutlar o akşam bir mızrak gibiydi sanki

doğduğumda annemden ayırdığım göbeğime
onun saçlarını doladım
babam o zamanlar halen daha geceydi
bu yüzdendi bir akşam vakti doğuşum
annemin ölmez karnından ayrılışım

henüz küçükken dünyayı annemin elleri sanırdım
beni her okşayışında bir nar tanesi daha düşerdi şiire
karanlık bir ağacın ellerinden korktuğum geceler
onun elleri genç, ufak, çocuk göğsümde belirirdi
ve son kez baktığı zaman bir trenin penceresine
dünya artık o kadar küçük
o kadar çaresiz
bir pencereye sığdı.

-…-

ölüm-
-e
dair ne varsa
doğurganın rahmine katık ediyorum.
çünkü kuşlar uçtuğu zaman penceresinden
Tanrılara tanıklık ediyor.
-insan neden aynasıdır hayatın?-
düşün!
insan tanrıya tanıklık ediyor
çünkü görüyor
biri düşüveriyor yanına
vapura biniyor
ağlıyor
biri düşüveriyor çünkü yanına
oysa düşenle tutunuyor tırabzana
sıkı sıkı tutunuyor
ama düşüyor biri
insan düşmez, tanıklık eder.
-insan,-
düşün!
doğurganın karnında başlayan sevda
tanrılara değiyor kimi zaman.
kuşlar değdiği zaman penceresine,
görmek zorundayızdır
doğurganı ve ölümünü.
-insan, neden-
düşün!
koskoca bir mide düşün,
içinde bir canlının sancısını yaşatan bir mide
her sancı içinde mutluluğu taşır mı?
-insan neden görür-
düşün!
koskoca bir göğüs düşün
içinden bembeyaz sevgi
bembeyaz hayat akıyor
ama bu kimin düşmesine engel
seni beyaz bir sevgiyle besliyeni,
düşün!
bir gün o da düşecek.
-insan neden görür ölümü?-
düşün!
içinde koca hayat taşıyanlar var
ve sevgi akıtanlar göğüslerinden
koca hayat,
koca sevgi,
koca doğurgan,
gün geliyor,
yenileceksin karanlığa.
ve benim yüzümden
koca bir karanlığa düşeceksin.
ve ben
ölüm-
-e
dair ne varsa
doğurganın rahmine katık ediyorum.

dört vagonlu düdük

şu küçük dünya bir tren için her zaman yorgunluktur
şu koca tren mesela
kılcaldamarıdır güzelim memleketin.
nehirlerinden bile büyüktür dünyanın.
mesela, düşünsene bir trensin
ama nasıl, dünyaya yorgun bakmayan, dört tane vagonlu
bir ağaçlıktan geçmiş o gün de yolun
böyle köyün biraz uzağı diyelim
geçmez ama geçsin bu seferlik
bir baba bir çocuk görüyorsun
baba bakmış gözlerine çocuğun
ağaçlık ya sonuçta, yapmış salıncağını sallanıyor
ama sen bir trensin
ama sen bunların hepsini görüyorsun
ama senin hiç baban olmamış
nasıl gözlerini kaparsın ki, gözlerin bile yokmuş senin
çünkü baba gözleridir biraz insanın.
sonra hızlandın hızlandın
uçsuz bucaksız bir boşluk var
ama nasıl diyeyim,
yürüdüğün şimendifer kadar bomboş
kuşlar uçuyor yalnız, uzaklara gidiyorlar
sen bir trensin her yere gidersin
onlar senin bile bilmediğin yerleri biliyorlar.
nedenini hiç merak etmiyorsun
öyle de gamsız bir tren
hatta gözlerini çeviriyorsun onlardan
ilerliyorsun tabi bunlar olurken
kürt hasanı görüyorsun
çerkes aliyi kucaklıyor
laz memedi görüyorsun
gürcü kemalle konuşuyor
görüyorsun bunları, hepsini hem de
memleketin nefes alışını görüyorsun
toprağından dumanına ovasından suyuna varana kadar
bir memleket nefes alıyor gözlerinde
ama halen trensin
ama halen bakmıyor baban gözlerine
neden baksın ki,
benim oğlum tren olsa,
kesin haydut olurdum.
bir ovadan geçiyorsun
kenarından bir dere akıyor ama nasıl
ben diyeyim ki, denizler kanarcasına susadı
bir adam var derenin kenarında
koşturuyor, su çıkarıyor, tekrar koşuyor
dursana be adam, ne bu acele diyesin var
bakıyorsun ki küçük bir bebek kollarında
denizler susamıştı ya daha demin
denizler bütün suyunu hediye ediyor bu küçüğe
bir memleket büyüyor onun içinde çünkü
diyorsun ki ölmeyeceğiz
ölmeyeceğiz
hayır öleceğiz
ama sen bir trensin
ama öleceksin
ama senin bir ruhun bile yok
yaradana borcun yok senin
yaradanın sana borcu var
çünkü insan babası olmazsa ölemez bile.
trensin ama karasın
gece de olmuş, göz gözü görmez bu memleketin dağlarına çıktığında
sen de çıkmışsın kısmet ya işte
kurtlar uluyor, ayılar bir yerlere doğru koşuyor
kayalar gecelerin galibidir
onlar uzun bir dinlenişin provasını yapıyor
resmen memleketin gecesi, yıldızlı bir de
kayaları görüyorsun
dinlensem ben de diyorsun
şöyle uzun uzun dinlensem
sonra kayadan bir taş düşüyor
taştan bir kum tanesi
memleketin büyüdüğünü görüyorsun
memleket her saniye biraz daha büyüyor
ama nasıl diyeyim, sığmayacak yeryüzüne
bıraksalar değecek aya kadar
kurtlar bile değecek
ama senin vagonların var dört tane
ama sen de büyümek istiyorsun
ama sen trensin
babası olmazsa insan büyüyemez bile,
nasıl büyütsün ki seni
benim de oğlum tren olsa
kesin haydut olurdum.

Başlık

beyazıt meydanda sevinç’le buluştuk
güya ıstanbulu turlayacaktık
galataya intihara çıkacaktık
vapurun düdüğü bizi caydırdı
sevinç’i bir rüzgara takmak istedim
beni sarhoş bir ağlama aldı
tramvay yolu büklüm büklümdü
onu takip edecektik
eminönü’ne varacaktık
o bana yolda hatıralarını anlattı
bu şehirde doğmuştu
her sokak başı ağladık
ben onu görene kadar bu şehirden habersizdim
ben onu görene kadar bu şehirde doğmamıştım
süleymaniye’yi çoktan geçmiştik
kumkapı epey gerimizde kalmıştı
yanımda sevinç vardı
kumkapı’ya ne gerek
meyhane kokuları bütün şehre yayıldı
tramvay yolunu takip edecektik güya
bir iki evsizle rastlaştık
iki gürcü bir macır
bizi evlerine davet ettiler
gülhane’ye varacaktık
bir iki bira içtik
iki gürcü bir macır
beni sarhoş bir ağlama aldı
ne kadar da sıcaktık
evsizlerin bir bahçesi vardı
dünyayı içine sığdırır çocuklarına bakarlardı
ikisi baba biri anneydi
babalarından sevdim çocukları
karınlarına bir ekmek bıraktık
sevinç gözlerine bir gülücük bıraktı
bana hiç gülmezdi
o evsizlere sevdalıydı
bana hiç gülmezdi
ben evsizdim
üşüyorduk ama aldırmazdık üşümelere
sultanahmet ayasofya arasında bir mevkide
üç buçuk saatimi adam olmaya harcadım
titreyerek
sonra sevinç bana güldü
ben evsizdim adam olmazdım
resmen ağlayacaktık
sirkeciye beş adım kala üç beş çocukla karşılaştık
gözlerinde cinayet vardı
biri diğerine derince fısıldadı
sevinç geliyor sessiz olun
kule uzaktan gözüküyordu
gözlerimizde inceden bir sel vardı
acıyorduk geçen her saatimize
o bana acılarını anlatacaktı
ben güya ona bir şiir yazacaktım
güya ıstanbulu turlayacaktık
çocukların gözlerinde cinayet vardı
sevinç çocuklara baktı
gözlerine bir mutluluk bıraktı
çocuklara sevdalıydı
bana bakmazdı
ben çocuktum
gözlerinde cinayet vardı
bana baktı.

A.S.S.

Bir isyan gözlerinden fırlıyor
gözlerinden fırlıyor bütün korkular
intiharlar ve çocuk haykırışlar
yaşamak at salıyor içimde
bu da gözlerinden
aslında alengirli bir duygu barındırıyoruz
devlet kontrolünde aşklar barındırıyoruz
İsa’nın öncesinden ve sonrasından isyanları da
bu şekilde yaşıyorum, yavrum
ben
bütün hastalıkları yanında seviyorum
bütün iltifatları bir tümör gibi büyütüyorum içimde
ve hepsi sana bir şiir yaratmak için
debeleniyor
bir vapura kitlenmiş kalmışız, gülüm
şarkılar, marşlar çalıyor düdüğünde
buna bir şiir yazabilirim
sen karşımda cigara içiyorsun
sana kitleniveriyorum
buna da
mesela sen türküler söylüyorsun bütün çığırtkanlığınla
ben
türkülerde mana aramaktan yoruldum, gülüm
türkülerin içimde büyüyor uzun zamanlardır
oysa senin kudretli tapınakların var
ama ben tapınmak yerine başka bir şey istiyorum
karşında cigara yakmak istiyorum
yaksam
yanacağım
yalnızlığımdan doğan kızıllığın beni yakıyor
bu haller içinde
içimde ovalar büyütüyorum
sırf özgürlük namına
ama senin tapınakların var içinden vapurlar geçen
bir vapurun güvertesine kitlenip kalmışız
orada seviyorum seni
altımızda deniz, bütün isyankarlığıyla gürlüyor, sevgilim
sen göz kırpıyorsun hayata
binlerce çocuk alkışlıyor seni
ben
binlerce çocuk gibi
sana
tutuluyorum
yavrum, içimde otlar, yeşillikler büyütüyorum
isyanlar haykırışlar
intiharlar
oysa sen türküler söylüyorsun tapınaklarında
yaşamak içimde at salıyor

kaçarak

995DC81C-0E61-450F-AAA0-F14D530E6D31

kaçmak, gitmek
hür olmak, zincirleyip,
kaçıp, yürümek,
kırmak, zincirlenip,
susmak, daralmak,
daralıp, genişlemek,
genişleyip, incelmek,
hür olmak, birleşip,
kaçıp, zincirleyerek,
sonsuzlaşıp, durulmak,
olmak, kaçmak buralardan
yok olmak, ölümlenip,
dirilerek, susmak,
içmek, ölümsüzleşip,
susmak, hür olmak,
zincirlenip